31 Ocak 2011 Pazartesi

Gün Işığı


Ben insanların güzel çizimler yapmayı becerebilmesinden çok, çizime olan tutkularını seviyorum. Her yeni çizimde heyecan duymalarını. Ve iki kutuplu olmaktan çıkmayı başarabilmelerini...ve hayalgüçlerini.

Geçmişten getirdikleri sıkıntılarının onları büyük sanatçı yapması anlayışının bu yüzyılda geçerli olmamasını istiyorum. Bu düşüncenin geride kaldığını düşünüyorum. Yüzyılımızda ve zamanımızda buhranlı bir ruhun yerini zeka, hayalgücü, yaratıcılık, bilim tabi ki bir tutam :)) felsefe dolu ruhların doldurmaya başladığını görmek istiyorum. Sanatın boyut değiştirdiğini. Ve bunun çok normal olduğunu. Çizerlerin, ressamların, tasarımcıların, mimarların, yeni dünyalar kurabilen yazarların birbirine ihtiyacı olduğunu biliyorum. Bir çizerin istediği zaman hoş, akıl dolu bir tasarıma imza atabileceğini biliyorum. Ortak payda, estetik seviye :)) ve algılama gücü.

Yapılan çizime bakınca mükemmellik aramıyorum. Muhteşem çizimlerde bazen heyecanlanamıyorum ya da bir başka sanat eserinde. Belki tuhaf renklere sahip, beceriksizce yapılmış bir çalışmayı muhteşem bulabiliyorum. Sağlam bir manifesto aradığım zamanlar çoğunlukta oluyor. Yapanın düşünceleri, tutkusu, kalp çarpıntıları beni etkiliyor. Bazen eksiksiz anatomiyle çizilen insan resimlerinden çok, çarpık bacaklı bir çubuk adam çizimine tav olabiliyorum. Ya da çizerin mükemmel sonuca ulaşmak için döktüğü terlerin hala ıslak durduğu, iyi çizebilme sıkıntısının hissedildiği çalışmalara bakıp gülümseyebiliyorum. Ama yine de akıl arıyorum, akıl arıyorum...
***
Oğlumun ateşini üç günde zorla düşürdük. Mikroplarımız oldukça inatçıydı. Durumu sembolleştirdi benim beynim hemen.:)) Çok yüksek binalar yaptık , yüpyüksek.:)) Korkup kaçsınlar diye.

Şimdi mikroplar bende:)) Sen misin koca gökdelenlerle bizi korkutmaya çalışan, diye hedef değiştirdiler.
***
Yukarıdaki çalışma yine kişiye özel bir çalışmaydı. İlk defa bir çalışmama iki tasarım ekledim. Kendim de çizebilirdim ama leke ve ton değerleri bakımından orada olmalarını sevdim.

Çalışmanın hikayesi çizim aşamasında beynimde istemsizce oluştu yine. Lekeler, etkiler, değerler ve hikayeler...

20 Ocak 2011 Perşembe

Ziv Ziv


Önceki posta yaptığınız tüm yorumlar için teşekkür ederim. Hepiniz benim için çok değerlisiniz. Hayatta insanın onu destekleyen arkadaşları olsun, başka bir şeye ihtiyacı yok.
*
Arkadaşı olsun insanın.

18 Ocak 2011 Salı

Home


 Son yıllarda tuval üzerine fazla çalışma yapamıyorum. Bir kaç ay önce gelen istek üzerine üç tane çalışmıştım. Onlardan artakalan kumaşların doğal görüntüsünü ve rengini sevdiğim için yastık kılıfı yapıp üzerine kumaş boyasıyla böyle bir çalışma yaptım. Vintage renklerin en önemli özelliği nötr yani kirli olmaları. Bu yüzden gölgelendirmeleri yaparken bilinçli olarak nötr renk paleti seçtim. Eşim ve oğlum çok sevdi yastıkları. Kendim için yapmıştım ama artık benim değiller.:))




13 Ocak 2011 Perşembe

Küçük Atkı Satıcısı

    
Nihayet boş günler yaşıyorum. Hayatın koşturmacası devam ediyor ama bu akşamdan itibaren, ne kadar süreceğini bilmediğim çizimsiz günler bekliyor beni. Buna ihtiyacım varmış.  İki gündür, sürpriz bir şekilde, boş bir kaç saatim oluyor. İlk anda ne yapacağımı şaşırıyorum ama sonra adapte oluveriyorum. En çok yürümeye ihtiyaç duyuyorum. Soğuk havada, hayalet ağaçların bürüdüğü gri, puslu yollarda yürümek iyi geliyor. Starbucks'da küçük bir mola veriyorum. Fazla oturmak istemiyorum, ayrılıyorum. Gri rengin sevgisi ağır basıyor. Bu şehirde kar yağmıyor. Minik minik serpiştiren su damlalarını kar kristalleri diye hayal ediyorum. Gözümün önünde atkı ören ve onları karlı dağları, ormanları dolaşarak, yolunun üzerindeki köy ve kasabalarda satan minik bir robot beliriyor. Bir valizi, bir çift örgü şişi, yemek yapmak için bir tenceresinden başka hiç bir şeyi olmayan bir robot. Uzun yürüyüş bitince eve gelip arada derede çiziveriyorum. Çok uzun zamandır ilk defa aklımda düşünceler olmadan kısacık uyuyabiliyorum.
**
Header ımı değiştirdim. Bu çizimi aylar önce aklıma geliveren kürklü çorap yüzünden yapmıştım. Bazen değişik tasarımlar geliveriyor aklıma, eskiz defterine çizip kenara atıyorum.  Çorap bana çizim yaptırdı yani.:)) Sonra da kızı maskülen çizgilerin ağırlıkta olduğu, sevdiğim tarzda giydirdim. Arka plana gerçekçi olmayan bir New York şehri çizdim. Kış olsun. Ağaçlar buz tutsun. Ben üzerinde New York ve İstanbul siluetlerinin olduğu tasarımları sevmeye devam edeyim. 

6 Ocak 2011 Perşembe

Exlibris

This cute, little guy is my exlibris. I drew him at the library seven years ago while I was researching for my thesis. One of the novel heros at the same time. I hope you can meet him one day.
**
Bir robotum var, onaltıncı yüzyılda yaşıyor. Mum ışığında kitap okuyor.