19 Temmuz 2010 Pazartesi

Ev Gibi Yer Yok

Dorothy haklı. Ev gibi yer yok. Uzun ama güzel bir Karadeniz ve Alaçatı tatilinden sonra dün evimize döndük.
Editörümle konuştum.

İkinci romanımı kurgulamaya başladım. Heyecandan ölecek gibi hissettim. Diğer yandan iki tane çizim yapmam gerekiyor. Aslında şu sıralar çizmek işime gelmiyor. Roman üzerinde daha da yoğunlaşmalı. Sıkışmayı hiç ama hiç sevmeyen biriyim ben.:) Buna rağmen kaplumbağa gibi hareket ediyorum.
 
Televizyonda ilk uzay oyuncağının 1927'de yapıldığından bahsediliyor. Bir roket. O zamanın çocukları 1969'da aya çıkan büyüklerdi, diyor anlatan. Yaptılar çünkü hayal etmişlerdi. Gerçek, hayalin ayak izlerini takip eder. Kulağıma çalınan bu cümleleri dinliyorum.
Tatilde birkaç çizim yapabildim ancak.Hepsi karakalem oldu. Malzemelerimi almayınca dijital çizim yapamadım. Kısa süreli çizimler. Üstteki tatildeki modumu anlatıyor. Alttaki şu birkaç gün, içinde olacağım durumu. " I hate." kısmını görmeyin lütfen.:D

4 Temmuz 2010 Pazar

Foton Dalgaları


Yukarıdaki çalışmayı Orange Bubbles için yaptım. Kanatları onları diğer robotlardan farklı kılıyor. Çünkü organik bir tarafları var. (Umarım organik kelimesi aklınıza sebze ve meyveleri getirmemiştir. :D) Devasa bir şehirleri, gelişmiş bir medeniyetleri var. Dev şehri oluşturan dev yapıların içinde şu an yaşadığımız gezegenimizi herşeyiyle içine alabilecek büyüklükte şehirler var. Görünen kırmızı yansımalar yaşam kaynakları...Bazı yerlerine özellikle titreşim görüntüleri verdim. Robotlara ve fincanlara. Kuark ve foton dalgalanmaları oluşturdum kendimce.:))
Uzun süre yokum. Buraları çok özleyeceğim. Sizlere sormadım ama zamanı bir süreliğine durdurmak (!) zorundayım.:)) Kusura bakmayın. Farketmeyeceksiniz merak etmeyin.:))