6 Mayıs 2010 Perşembe

Mars'ta Son Fotoğraf

Resimlerimde eğer bir sipariş üzerine çalışıyorsam -çocuk kitabı İllustrasyonu, ürün tasarımı, özel istek çizimler - genelde tek, sade ve yumuşak çizgileri tercih ederim.
Kendim için çiziyorsam, çizgilerim anında sertleşir, sivrileşir. Dokununca çıtır çıtır kırılacakmış gibi görünürler.
Yukarıdaki çalışma bir çocuk kitabı için eskiz. Yumuşacık, zarif ve rengarenk.


İkinci çalışmayı ise kendim için yaptım. Bunlardan krem, taş rengi tonlarında ve hafif mavi tonlarda üç-beş farklı tasarım oluşturdum. Hepsi sert çizgilerle çizildi ve farklı robotları farklı hikayelerle tasvir ediyor. Onları oğlumun odasına sticker olarak yapıştıracağım. Büyüklü ve küçüklü boylarda karışık ve dengeli bir yerleştirme yapacağım. Bu, kahverengi olanın ismi "Mars'ta Son Fotoğraf." Konusuna gelince: Günümüzden 500 yıl sonrasında artık insan ırkının Dünya'da yaşama şansı kalmamıştır. Daha önce, kurtulmak için Mars'a sürgün ettiği robotları bu sefer başka bir gezegene göndermek ister. Çünkü oraya kendisi yerleşecektir. Robotlar artık Mars'ı terk etmek zorundadırlar. İşte bu robot Mars'ta son bir fotoğraf çektirmek istiyor. Çok üzgün çünkü yarın burada olmayacak. Ama fotoğrafta gülümsemek zorunda...
Üç nokta, çünkü hikayeler herkese göre farklı biter.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Turuncu Çaydanlık

Hayattaki asıl mutluluğun küçük şeylerden kaynaklandığını çok geç farkettim. Ne yazık. Belki de duygularımdan çok mantığım ağır bastığı için...
Şimdi güneşin doğuşuna tanıklık edebildiğim her yeni gün için şükretmeyi unutmuyorum.
Yağmurun her yağışına, ardından gelen toprak kokusunu içime çekebildiğime şükrediyorum.
Uçsuz bucaksız denizi ve ormanları izleyebildiğime.
Muhteşem kitapları okumak için vakit bulabildiğime şükrediyorum.
Sevilen bir dostun beni düşünerek yaptığı kahvenin kokusunu duyduğum zaman şükrediyorum.
Mutluluk kaynaklarımın sıradanlığına...
Teselli gibi algılanmasın. Değil çünkü...
Evimde bir kahve-kitap köşem var. Sevdiklerimle oturup yüzümde güller açtıran sohbetlere dalabildiğim .Yalnızken, hayatta en çok sevdiğim şeyleri yapmama fırsat tanıyan. Yazdığım, çizdiğim, kahvemi bitirdiğim. Hayal ettiğim, daha da güzeli onları gerçeğe çevirdiğim.
Düşüncelerimi bu tarzda yazmaya hiç meraklı değilim aslında. Duygu mantığa yetişiyor belki de...
Yukarıdaki resmi başarısız bir uzay yolculuğu sonunda Dünya Gezegeni'ne düşen bir robotun yaşadığı çay keyfini düşünerek çizdim. Geri dönmeye hiç niyeti yok.

Yeni olmak güzel duygular hissettiriyor. Henüz sanal olarak tanıdığın, sonrasında belki de yüzyüze gelebileceğin dostlar, arkadaşlar kazanıyorsun. Yeni ve güzel heyecanlar bunlar. Sürpriz kıvamında ziyaretçiler ve minik kutuların içinden bakan izleyiciler. İlgimi çeken bloglara yorum bırakmak ve karşılığını almak. Hani bir söz var "Aynı gökyüzünü paylaşmak". İşte bu da aynı uzay parçasını paylaşmak, fark yok. Sen bir yıldız fırlatıyorsun, karşındaki onu tutuyor.
Bu çalışmayı geçen yılın sonunda yapmıştım. Onu sanal dünyada bana ilk anda kucak açan ve izlemek adına kapımı tıkırdatan dostlara ithaf etmek istiyorum. Böyle bir şeyi yapmak aklıma son anda geldi ama güzel oldu. Neler hissettiğimi bilsinler istedim.Tabi bir de uğrayıp çıkan sessiz kahramanlara ...Teşekkürler.